Zaman: Günümüz İnsanının En Kıymetlisi mi?

İnsan hayatında bazı şeylerin değerini kaybettiğimizde daha iyi anlarız. Sağlığın, huzurun, sevdiklerimizin ve belki de en önemlisi zamanın kıymetini çoğu zaman geç fark ederiz. Oysa zaman, sahip olduğumuz fakat biriktiremediğimiz, satın alamadığımız ve geri getiremediğimiz tek servettir. Günümüz insanı birçok şeye sahip olmak için büyük bir çaba harcıyor; daha iyi bir ev, daha iyi bir araba, daha yüksek bir gelir ve daha konforlu bir hayat… Fakat bütün bunlara ulaşmaya çalışırken, sahip olduğu en değerli şeyi, yani zamanını nasıl harcadığını çoğu zaman sorgulamıyor.

Teknolojinin hayatımıza girmesiyle birlikte işlerimizi daha kısa sürede yapabileceğimizi düşündük. Telefonlar, bilgisayarlar ve dijital uygulamalar hayatımızı kolaylaştırdı. Ancak garip bir şekilde zaman kazandıkça daha fazla şeye yetişmeye çalışmaya başladık. Sabah gözümüzü açar açmaz telefonumuza bakıyor, gün boyunca bildirimlerin peşinden koşuyor, akşam olduğunda ise “Bugün de zaman nasıl geçti?” diye şaşırıyoruz. Zamanı yönetmek için geliştirdiğimiz teknolojiler, bazen bizi zamanın kendisini yönetemez hâle getiriyor.

Asıl mesele belki de zamanın az olması değil, onu neye ayırdığımızdır. Bir insanın gününde herkes için aynı yirmi dört saat vardır. Fakat aynı zamanı yaşayan insanların hayatlarından geriye bıraktıkları izler birbirinden çok farklıdır. Kimi saatlerini yalnızca daha fazla kazanmak için harcar, kimi ailesiyle geçirdiği birkaç saati hayatının en değerli anları olarak görür. Kimi sürekli geleceği düşünürken bugünü kaçırır, kimi ise geçmişte yaşadıklarının ağırlığıyla bugününü tüketir. Oysa hayat, geçmiş ile gelecek arasında sıkışıp kalmadan, yaşadığımız ânın farkına varabilmektir.

Günümüz insanının en büyük yanılgılarından biri de zamanı sınırsız sanmasıdır. “Daha sonra yaparım”, “İleride görüşürüz”, “Emeklilikte dinlenirim”, “Çocuklar büyüyünce daha çok vakit geçiririm” gibi cümleler hayatımızın içinde sıkça yer alıyor. Fakat zamanın en acı tarafı şudur: Ertelediğimiz her şeyin bir daha aynı şartlarda karşımıza çıkacağının garantisi yoktur. Bir çocuğun büyümesini, bir anne babanın yaşlanmasını, bir dostluğun eskimesini ya da hayatımızdaki bir insanla geçirebileceğimiz son anı önceden bilemeyiz.

Belki de bu yüzden zaman, günümüz insanının en kıymetli hazinesidir. Çünkü para kaybedildiğinde yeniden kazanılabilir, bir eşya kaybedildiğinde yenisi alınabilir. Fakat geçen bir dakikanın yerine yenisini koymak mümkün değildir. Zamanın değeri de tam olarak buradan gelir: Geri dönüşü yoktur. Harcadığımız her saniye, hayatımızdan eksilen bir parçadır.

Peki zamanımızı gerçekten değer verdiğimiz şeylere mi ayırıyoruz? Bu sorunun cevabı, hayatımızın nereye gittiğini anlamamız açısından önemlidir. Çünkü insanın öncelikleri söyledikleriyle değil, zamanını ayırdıklarıyla anlaşılır. “Ailem benim için çok önemli” diyen bir insan ailesine hiç vakit ayırmıyorsa, söz ile gerçek arasında bir mesafe vardır. Aynı şekilde sağlığının önemli olduğunu söyleyip bütün gününü hareketsiz geçiriyorsa, kendisine ayırdığı zamanın niteliğini de sorgulaması gerekir.

Belki de yapmamız gereken zamanı daha fazla artırmaya çalışmak değil, elimizdeki zamanı daha anlamlı yaşamaktır. Daha çok çalışmak yerine bazen durabilmek, daha fazla konuşmak yerine sevdiklerimizi dinleyebilmek, sürekli bir yerlere yetişmek yerine bulunduğumuz anın farkına varabilmek… Çünkü hayat yalnızca yapılacaklar listesinden ibaret değildir. Hayat, o listenin dışında kalan küçük ama unutulmaz anlarda da saklıdır.

Sonuçta insanın sahip olduğu en büyük servet, cüzdanında ya da banka hesabında değil, takvimindeki günlerde saklıdır. Her yeni gün bize harcamamız için verilen eşsiz bir sermayedir. Fakat bu sermayenin en önemli özelliği, kullanılmadığında birikmemesidir. Günün sonunda elimizde kalan şey, ne kadar zamanımız olduğu değil, o zamanı nasıl yaşadığımızdır.

Belki bugün kendimize şu basit soruyu sormalıyız: “Zamanımı gerçekten değer verdiğim şeylere mi harcıyorum?” Çünkü bir gün sahip olduğumuz bütün maddi şeylerin ne kadar değerli olduğunu değil, zamanımızı kimlerle ve nasıl geçirdiğimizi hatırlayacağız. Ve o gün geldiğinde, keşke biraz daha fazla param olsaydı demekten çok, keşke sevdiklerime biraz daha fazla zaman ayırsaydım deme ihtimalimiz daha yüksek olacak. Zira zaman, hayatın bize verdiği en sessiz ama en kıymetli emanettir; onu nasıl kullandığımız ise aslında nasıl bir hayat yaşadığımızın en açık göstergesidir.

Yazar

  • Semra Demir, gazetecilik öğrencisi ve köşe yazarıdır. Güncel gelişmeleri, toplumsal olayları ve insan hikâyelerini farklı bakış açılarıyla ele almaktadır. Kültür, toplum ve gündeme ilişkin değerlendirmelerini özgün bir anlatımla okurlarıyla buluşturmaktadır. Haber Balinası bünyesinde köşe yazıları kaleme almaktadır.

Next Post

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Önerilen Haberler

Takip Edin

Kategoriler

Konular