Yaşamayı Ne Zaman Bıraktık?

Bir yere gittiğimizde önce etrafa mı bakıyoruz yoksa telefonumuzu mu çıkarıyoruz? En son ne zaman güzel bir manzara karşısında derin bir nefes alıp doğanın güzelliğini izledik? Restoranda önümüze gelen yemeğe önce biz mi bakıyoruz, telefonumuzun kamerası mı? Tatiller o ünlü Beach’ten bu meşhur Beach’e koşturmakla geçer oldu. Kaç kere saçımız bozulmasın diye kaçtık yağmurdan ve kaç gece, daha yarın olmadan ertesi günün telaşıyla yastığa koyduk başımızı?

Hep bir var olma çabası, hep bir yetişme telaşı… Hızlı akan hayatlarımız içinde, yaşamanın ne demek olduğunu unuttuk.

Var olduğumuzu kanıtlamaya çalışmaktan ötürü benliğimizi yitirdik. Aceleci, mükemmel görünmeye çalışan, fakat birbirine giderek daha çok benzeyen hayatlar kurduk.

Peki ya neden? Neden bu telaş, neden bu kaybolmuşluk?

Bunda içinde bulunduğumuz tüketim çağının büyük bir payı olduğunu düşünüyorum.  Bilgiyi ve eğlenceyi hızla tükettiğimiz, parayı aynı hızla harcadığımız teknolojik bir çağın içindeyiz. Hayat hızlı akıyor çünkü dünyanın bir ucundaki bir trendden anında haberdar olabiliyoruz ve biz bir şeye ayak uydurana kadar bir yenisi çıkmış oluyor. Herkesin kendi hayatını sorunsuz, pürüzsüz gösterdiği bir dünyada biz de onlar gibi olmak istiyoruz. Daha doğrusu, onlar gibi görünmek istiyoruz. Başkalarının ve onlar gibi olmak isteyen diğer herkesin onayını alabilmek için.

İşte asıl mesele bu. Başkası gibi olmak istemek. Sonuç olarak da kendini de tüketmek ve farkında olmadan başkalaşmak.

Kabul görmek için yaptığımız şeyler de bunun bir parçası. Ne modaysa onu giyiyor, elimizdeki telefon sorunsuz bir şekilde çalışıyorken son çıkan modeli istiyoruz. Dışarıya çıkıp biraz yürümek, temiz hava almak yerine spor salonlarının karanlık loş odalarında kulaklığımızı takıp dönen bantlar üzerinde koşturuyoruz. Bir yere varamıyoruz. Hiçbir zaman yetişemiyoruz ne dönen bandın sonuna ne de yaşamaya çalıştığımız temponun koşturmacasına.

Bütün bunların ardından ise geride bir tatminsizlik hissi kalıyor. Hiçbir şeye yetişememenin verdiği bir huzursuzluk, daha fazlası olamamanın verdiği bir değersizlik hissi. Elde ettiğimiz şeylerin keyfini çıkaramaz hale geliyoruz. Daha fazlası, daha iyisi, daha yenisi olsun istiyoruz. Böylece kendimize yetemiyoruz.

Artık boş kalmaktan, sıkılmaktan korkar olduk. Otobüs beklerken, yalnız başımıza yemek yerken ya da yatmadan önce uykuyu beklerken sessizlikle baş başa kalamıyoruz.

Peki sessizlik neden bizi böylesine huzursuz ediyor?

Belki de sessizliğin içinde kendi sesimizi duymaktan çekiniyoruz.

Her anı ‘verimli’ ve dolu dolu geçirmeye çalışırken tam da yaşamaya çalıştığımız o anı kaçırıyoruz. En değerli şeyimiz olan zaman, elimizden kayıp gidiyor yanlış endişeler peşinde.

Ne yapmalı, diye sorarsanız; ki ben soruyorum. Elbette var olan sistemi tamamen inkâr edip buna sırtımızı dönmek mümkün değil. Bizler bu varoluşun kaçınılmaz parçalarıyız. Elbette sosyal medya kullanacağız, elbette günceli kovalayacağız, teknolojiyi takip edip çalışacağız. Mesele bunlardan tamamen vazgeçmek değil.

Aslında dikkat etmek gereken nokta; başarılı, mutlu, dolu dolu bir hayat yaşamaya çalışırken hayatın kendisini kaçırmamak. Çünkü hayat, bir yapılacaklar listesinden ibaret değil. Dünya da sosyal medyada gördüğümüz kusursuz ve yapay yaşantılardan ibaret değil. Belki de değiştirmemiz gereken şey hayatımızı yaşayışımız değil, ona bakış biçimimizdir.

Yapmamız gereken, tüm bu telaşlı akışın içinde küçük anları fark etmeye çalışmaktır. Anın ve zamanın değerini bilmektir. Arada bir durup nefes almak. Bir gün batımı izlemek ya da uçan kuşlara bakmak. Yaşamayı hatırlamak bu olsa gerek. Her anı bir yere yetişmek ya da birilerine göstermek zorunda olmadığımızı hatırlamak.

Hem koşturmak hem arada durup soluklanmaktır yaşamak.

Zeynep Pekar

Yazar

  • Hukukçu, editör ve köşe yazarı. Hukuk dünyasındaki birikimini kelimelere olan tutkusuyla birleştirerek toplumsal olayları ve güncel gelişmeleri ele alan bir kalem.
    Şu anda Haber Balinası bünyesinde haftalık köşe yazıları kaleme almaktadır.

Next Post

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Önerilen Haberler

Takip Edin

Kategoriler

Konular