I. Mahmud kimdir, nasıl padişah oldu, Patrona Halil’i nasıl ortadan kaldırdı, Belgrad nasıl geri alındı, Osmanlı ordusunda hangi yenilikleri yaptı ve nasıl öldü? Osmanlı Devleti’nin 24. padişahı I. Mahmud, Patrona Halil İsyanı’nın ardından 1730 yılında tahta çıktı. Yaklaşık 24 yıllık saltanatı; İran savaşları, Rusya ve Avusturya ile büyük mücadeleler, Belgrad’ın yeniden Osmanlı hâkimiyetine girmesi, Humbaracı Ocağı’nın yeniden düzenlenmesi ve İstanbul’daki büyük imar faaliyetleriyle dikkat çekti.
I. Mahmud Kimdir?
I. Mahmud, Osmanlı Devleti’nin 24. padişahıdır.
2 Ağustos 1696 tarihinde Edirne’de dünyaya geldi.
Babası Osmanlı Devleti’nin 22. padişahı II. Mustafa, annesi ise Saliha Sultan idi.
Babası II. Mustafa’nın 1703 Edirne Vakası sonucunda tahttan indirilmesinin ardından genç Şehzade Mahmud İstanbul’a getirildi.
Hayatının uzun bir bölümünü Topkapı Sarayı’nda geçirdi.
1730 yılında Patrona Halil İsyanı sonucunda amcası III. Ahmed’in tahttan çekilmesi üzerine Osmanlı hükümdarı oldu.
I. Mahmud Kimin Oğludur?
I. Mahmud’un babası II. Mustafa, annesi ise Saliha Sultan’dır.
Dedesi IV. Mehmet’tir.
Hanedan sıralaması şöyle devam etmektedir:
IV. Mehmet → II. Mustafa → I. Mahmud
I. Mahmud’un kardeşlerinden III. Osman da daha sonra Osmanlı tahtına çıkacaktır.
I. Mahmud Kaç Yıl Kafes Hayatı Yaşadı?
I. Mahmud’un hayatının en dikkat çekici bölümlerinden biri uzun şehzadelik dönemidir.
Babası II. Mustafa’nın 1703 yılında tahttan indirilmesinin ardından sarayda gözetim altında yaşamaya başladı.
Yaklaşık 27 yıl boyunca hükümdar olacağı günü bekledi.
Bu dönemde özellikle kuyumculukla ilgilendi.
1703 yılında henüz yedi yaşındayken başlayan saray hayatı, 1730 yılında tahta çıkmasına kadar devam etti.
I. Mahmud padişah olduğunda yaklaşık 34 yaşındaydı.
I. Mahmud Nasıl Padişah Oldu?
III. Ahmed döneminin sonlarında İran cephesinde yaşanan sorunlar, ekonomik sıkıntılar ve yönetici çevrelere yönelik hoşnutsuzluk giderek büyüdü.
1730 yılında Patrona Halil İsyanı başladı.
İsyancılar İstanbul’da kısa sürede büyük güç kazandı.
Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa öldürüldü.
İsyancılar daha sonra III. Ahmed’in de tahttan çekilmesini istedi.
III. Ahmed tahtını yeğeni Şehzade Mahmud’a bıraktı.
2 Ekim 1730 tarihinde I. Mahmud Osmanlı padişahı oldu.
Patrona Halil I. Mahmud Döneminde Gücünü Korudu mu?
I. Mahmud tahta çıktığında gerçek siyasi güç büyük ölçüde Patrona Halil ve çevresindeki isyancıların elindeydi.
Patrona Halil devlet görevlerine kimlerin getirileceğine müdahale ediyor, bazı yöneticileri görevden aldırıyor ve kendi çevresindeki kişilerin önemli makamlara atanmasını sağlıyordu.
I. Mahmud hükümdarlığının ilk haftalarında doğrudan karşı karşıya gelmek yerine isyancıların bazı taleplerini kabul etmek zorunda kaldı.
Ancak devletin bu şekilde yönetilemeyeceğinin farkındaydı.
Padişah kısa süre içerisinde Patrona Halil’in etkisini ortadan kaldırmak için hazırlıklara başladı.
Patrona Halil Nasıl Öldürüldü?
I. Mahmud, Patrona Halil’i doğrudan açık bir çatışmayla ortadan kaldırmak yerine saray içerisinde hazırlanan bir plan uyguladı.
Devlet adamları ve askerî yöneticilerin bir kısmını kendi tarafına çekti.
Patrona Halil ve önde gelen adamları saraya çağrıldı.
Burada düzenlenen toplantı sırasında Patrona Halil ve yakınındaki isyancı liderler öldürüldü.
Böylece I. Mahmud hükümdarlığının başlamasından kısa süre sonra Patrona Halil’in devlet üzerindeki baskısını sona erdirdi.
Ancak isyan tehdidi tamamen bitmedi.
1731 yılında İstanbul’da yeni ayaklanma girişimleri yaşandı.
I. Mahmud bu hareketleri de bastırarak merkezî otoriteyi güçlendirdi.
Lale Devri I. Mahmud’la mı Sona Erdi?
Lale Devri’nin sonu genel olarak 1730 Patrona Halil İsyanı ile ilişkilendirilir.
III. Ahmed tahttan indirildi.
Nevşehirli Damat İbrahim Paşa öldürüldü.
Sadabad ve Kâğıthane çevresindeki bazı köşkler tahrip edildi.
Ancak Osmanlı Devleti’ndeki kültürel ve teknik yenilik arayışı tamamen sona ermedi.
I. Mahmud döneminde askerî teknik, matbaa, kütüphaneler, kâğıt üretimi, mühendislik eğitimi ve şehircilik alanlarında yeni çalışmalar devam etti.
Bu nedenle Lale Devri’nin siyasi atmosferi sona ermiş olsa da yenilik düşüncesi ortadan kalkmadı.
I. Mahmud Döneminde İran Savaşları
I. Mahmud’un saltanatının ilk yıllarında Osmanlı Devleti’nin en önemli dış politika sorunu İran’dı.
İran’da Nadir Han’ın yükselişi bölgedeki güç dengelerini değiştirmişti.
Osmanlı Devleti İran’ın batısındaki topraklar üzerinde kontrol sağlamaya çalışırken iki taraf arasında büyük savaşlar meydana geldi.
Osmanlı orduları Urmiye ve Tebriz gibi önemli merkezlerde başarılar elde etti.
Ancak savaşın gidişatı sürekli değişiyordu.
1732 yılında yapılan anlaşma I. Mahmud’u memnun etmedi.
Özellikle Tebriz’in İran’a bırakılmasını kabul etmedi ve mücadele yeniden başladı.
Nadir Şah Kimdir?
I. Mahmud döneminde Osmanlı Devleti’nin doğudaki en önemli rakibi Nadir Şah idi.
Askerî yeteneğiyle İran’da hızla yükseldi.
Safevî Devleti’nin zayıflamasından yararlanarak iktidarı ele geçirdi ve daha sonra kendi hükümdarlığını ilan etti.
Nadir Şah’ın amacı İran’ın daha önce kaybettiği bölgeleri geri almaktı.
Bu durum Osmanlı Devleti ile uzun süreli mücadeleye yol açtı.
Bağdat, Kerkük, Kars, Revan ve Kafkasya çevresinde iki devlet arasında önemli çatışmalar yaşandı.
I. Mahmud’a Neden “Gazi” Unvanı Verildi?
Osmanlı kuvvetlerinin İran cephesindeki başarıları ve Tebriz’in yeniden ele geçirilmesi üzerine I. Mahmud’a Gazi unvanı verildi.
Ancak Tebriz uzun süre Osmanlı kontrolünde tutulamadı.
Osmanlı-İran mücadelesi ilerleyen yıllarda yeniden devam edecekti.
Osmanlı-İran Savaşı Nasıl Sona Erdi?
Nadir Şah’ın İran’daki gücünü sağlamlaştırmasının ardından iki devlet arasında yeniden barış arayışı başladı.
Uzun mücadelelerin ardından 1746 yılında Osmanlı Devleti ile İran arasında anlaşma sağlandı.
Sınır düzenlemelerinde büyük ölçüde daha önceki Kasr-ı Şirin düzeni esas alındı.
Böylece doğu sınırındaki büyük savaş dönemi geçici olarak sona erdi.
Rusya I. Mahmud Döneminde Osmanlı’ya Saldırdı mı?
Evet.
1730’ların ortalarında Osmanlı Devleti bu kez kuzeyde Rusya ile karşı karşıya geldi.
Rusya Karadeniz’e ulaşma politikasını devam ettiriyordu.
1736 yılında Rus ordusu Osmanlı kontrolündeki bölgelere saldırdı.
Azak Kalesi yeniden Rusların eline geçti.
Rus kuvvetleri Kırım’a kadar ilerledi ve bazı bölgelerde büyük tahribat yaptı.
Bunun üzerine Osmanlı Devleti Rusya’ya karşı savaşa girdi.
Avusturya Neden Osmanlı’ya Savaş Açtı?
Rusya ile savaş devam ederken Avusturya da Rusya’nın yanında savaşa dahil oldu.
1737 yılında Avusturya kuvvetleri Osmanlı topraklarına saldırdı.
Niş, Banaluka, İzvornik ve Eflak yönlerinde yoğun mücadeleler yaşandı.
Avusturya savaşın başında önemli başarılar elde etti.
Ancak Osmanlı kuvvetleri kısa süre içerisinde toparlandı.
Banaluka çevresinde Avusturya kuvvetleri geri püskürtüldü.
Niş yeniden Osmanlıların eline geçti.
Savaşın yönü giderek Osmanlı lehine dönmeye başladı.
Belgrad Nasıl Geri Alındı?
Belgrad Osmanlı Devleti açısından Balkanlar ve Orta Avrupa arasındaki en stratejik şehirlerden biriydi.
Şehir 1718 Pasarofça Antlaşması ile Avusturya’nın eline geçmişti.
I. Mahmud döneminde Belgrad’ın geri alınması temel askerî hedeflerden biri hâline geldi.
1739 yılında Sadrazam İvaz Mehmet Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu Belgrad üzerine ilerledi.
Belgrad ile Hisarcık arasında meydana gelen büyük çatışmalarda Avusturya kuvvetleri mağlup edildi.
Osmanlı ordusunun üstünlüğü karşısında Avusturya barış istemek zorunda kaldı.
Belgrad yeniden Osmanlı hâkimiyetine girdi.
Belgrad Antlaşması Nedir?
1739 Belgrad Antlaşması, I. Mahmud döneminin en önemli diplomatik başarılarından biridir.
Avusturya ile yapılan anlaşma sonucunda Belgrad yeniden Osmanlı Devleti’ne bırakıldı.
Avusturya kuvvetleri Tuna’nın kuzeyine çekildi.
Osmanlı Devleti böylece Pasarofça Antlaşması sırasında kaybettiği bazı önemli bölgeleri geri kazanmış oldu.
Rusya da aynı yıl Osmanlı Devleti ile barış yapmak zorunda kaldı.
Azak Rusya’da kalmakla birlikte tahkim edilmemesi kabul edildi ve Rusya’nın Karadeniz üzerindeki askerî hareket alanı önemli ölçüde sınırlandı.
Belgrad Antlaşması Neden Önemlidir?
Belgrad Antlaşması, Osmanlı Devleti’nin 18. yüzyıldaki en başarılı antlaşmalarından biri olarak değerlendirilir.
1683 Viyana bozgunundan sonra uzun süre Avrupa’da geri çekilen Osmanlı Devleti, I. Mahmud döneminde Avusturya karşısında önemli bir diplomatik üstünlük elde etti.
Belgrad geri alındı.
Balkan savunması güçlendirildi.
Avusturya’nın Osmanlı toprakları üzerindeki baskısı azaltıldı.
Antlaşmanın ardından Osmanlı Devleti Avrupa cephesinde uzun sayılabilecek bir barış dönemine girdi.
Bu barış ortamı 1768 Osmanlı-Rus Savaşı’na kadar genel olarak sürdü.
Humbaracı Ahmed Paşa Kimdir?
I. Mahmud döneminin yenilik hareketlerinde en önemli isimlerden biri Humbaracı Ahmed Paşa idi.
Asıl adı Claude Alexandre de Bonneval olan Fransız asıllı asker, Osmanlı Devleti’ne sığındıktan sonra Müslüman oldu ve Ahmed adını aldı.
Avrupa ordularındaki teknik bilgi ve deneyiminden yararlanıldı.
Özellikle topçu ve humbaracı birliklerinin yeniden düzenlenmesinde önemli görev üstlendi.
Humbaracı Ocağı Nasıl Yenilendi?
1733 yılından itibaren Humbaracı Ahmed Paşa’nın çalışmalarıyla Humbaracı Ocağı Avrupa askerî yöntemlerine uygun biçimde yeniden düzenlenmeye başladı.
Askerlerin eğitimi, kıyafetleri, maaşları, silahları ve emeklilik sistemleri belirli kurallara bağlandı.
Üsküdar’da humbaracılar için kışla ve üretim alanları oluşturuldu.
Bu girişimler Osmanlı askerî modernleşmesinin önemli erken örneklerinden biridir.
Osmanlı’da İlk Mühendislik Okulu I. Mahmud Döneminde mi Açıldı?
I. Mahmud döneminde askerî teknik eğitim açısından önemli bir gelişme yaşandı.
Humbaracı Ahmed Paşa’nın çalışmalarıyla Üsküdar’da Hendesehane adı verilen bir eğitim kurumu oluşturuldu.
Burada geometri ve askerî teknikle ilişkili dersler verildi.
Bu kurum sonraki dönemlerde III. Mustafa ve III. Selim zamanında kurulacak mühendislik okullarının öncülerinden biri olarak kabul edilir.
I. Mahmud Yeniçeri Ocağı’nı Kaldırmak İstedi mi?
Hayır.
I. Mahmud askerî sistemi güçlendirmeye çalıştı ancak Yeniçeri Ocağı’nı tamamen ortadan kaldırmaya yönelik bir girişimde bulunmadı.
Bunun yerine ocağı kontrol altında tutmaya ve askerlerin maaşlarının düzenli ödenmesini sağlamaya çalıştı.
Askerî yenilikleri daha çok humbaracılar, topçular ve teknik eğitim üzerinden ilerletti.
Bu politika, güçlü Yeniçeri teşkilatıyla doğrudan büyük bir çatışmaya girmeden ordunun bazı bölümlerini modernleştirmeyi amaçlıyordu.
İbrahim Müteferrika I. Mahmud Döneminde Çalışmaya Devam Etti mi?
Evet.
III. Ahmed döneminde kurulan İbrahim Müteferrika Matbaası, I. Mahmud döneminde de faaliyet göstermeye devam etti.
I. Mahmud, İbrahim Müteferrika’nın devlet ve askerî sistem hakkındaki fikirleriyle ilgilendi.
Müteferrika’dan Osmanlı ordularının savaşlarda yaşadığı sorunların nedenleri ve çözüm yolları konusunda değerlendirmeler istedi.
Bu çalışmalar Osmanlı yönetiminde Avrupa’daki askerî ve teknik gelişmelerin daha sistemli biçimde incelenmeye başlanmasının örneklerinden biridir.
İbrahim Müteferrika’nın ölümünden sonra bir süre duran matbaanın yeniden çalıştırılması için de girişimlerde bulunuldu.
Yalova Kâğıt Fabrikası I. Mahmud Döneminde mi Açıldı?
I. Mahmud döneminde matbaanın ihtiyaç duyduğu kâğıdın Osmanlı topraklarında üretilmesi için çalışmalar yapıldı.
Yalova’da bir kâğıt imalathanesi kuruldu.
Bu girişim Osmanlı yayıncılığı ve kâğıt üretimi açısından önemliydi.
Aynı dönemde matbaanın geliştirilmesi için Avrupa’dan uzmanların getirilmesi de gündeme geldi.
Yangınlara Karşı Tulumbacılar
İstanbul tarihinin en büyük sorunlarından biri yangınlardı.
Ahşap yapıların yoğunluğu nedeniyle küçük bir yangın kısa sürede büyük mahalleleri yok edebiliyordu.
I. Mahmud döneminde yangınlarla mücadelede hortumlu tulumba sistemlerinin kullanımının yaygınlaşması önemli gelişmelerden biri oldu.
Böylece İstanbul’daki organize yangın söndürme çalışmalarının gelişmesine katkı sağlandı.
Taksim Adı Nereden Geliyor?
I. Mahmud dönemi İstanbul’un su sistemi açısından da önemlidir.
Padişah özellikle Galata, Beyoğlu, Tophane ve Beşiktaş çevresindeki su ihtiyacını karşılamak amacıyla yeni su tesisleri yaptırdı.
Bentlerde toplanan sular oluşturulan dağıtım merkezlerinden şehrin farklı bölgelerine gönderiliyordu.
Suların farklı kollara taksim edildiği ana dağıtım yapısı nedeniyle bölge zamanla Taksim adıyla anılmaya başladı.
Bugün İstanbul’un en bilinen semtlerinden biri olan Taksim’in adının kökeni bu su dağıtım sistemine dayanır.
I. Mahmud İstanbul’da Hangi Eserleri Yaptırdı?
I. Mahmud İstanbul’un imarına büyük önem verdi.
Şehrin farklı bölgelerinde camiler, çeşmeler, kütüphaneler, su yapıları ve saray bölümleri yaptırdı.
Ayasofya, Fatih ve Süleymaniye camilerinin yanında kütüphaneler oluşturdu.
Tophane ve çevresindeki su sistemlerini geliştirdi.
Galata ve Beyoğlu taraflarına su ulaştıran çok sayıda çeşme yaptırdı.
Cağaloğlu Hamamı da onun döneminin önemli yapılarından biridir.
Nuruosmaniye Camii’ni I. Mahmud mu Yaptırdı?
Nuruosmaniye Camii’nin inşasını I. Mahmud başlattı.
İnşaat 1740’ların sonlarında başladı.
Ancak I. Mahmud caminin tamamlandığını göremeden hayatını kaybetti.
Yapı kardeşi ve halefi III. Osman döneminde tamamlandı ve 1755 yılında açıldı.
Bu nedenle cami III. Osman’ın adıyla bağlantılı olarak Nuruosmaniye adıyla anıldı.
Nuruosmaniye Camii, Osmanlı mimarisinde barok etkinin güçlü biçimde görüldüğü en önemli yapılardan biridir.
I. Mahmud Şair miydi?
Evet.
I. Mahmud sanat ve edebiyatla yakından ilgileniyordu.
Şiirlerinde Sebkatî mahlasını kullandı.
Aynı zamanda musikiyle ilgilendi ve besteler yaptı.
Tambur çaldığına ilişkin bilgiler bulunmaktadır.
Satranç oynadığı, çiçeklere ve özellikle lalelere ilgi duyduğu da bilinmektedir.
Bu yönüyle I. Mahmud yalnızca askerî ve siyasi gelişmelerle değil, Osmanlı kültür ve sanat hayatına ilgisiyle de dikkat çeken hükümdarlardan biridir.
I. Mahmud Kütüphanelere Neden Önem Verdi?
I. Mahmud kitap ve eğitim faaliyetlerine büyük önem verdi.
Ayasofya’da büyük bir kütüphane oluşturdu.
Fatih ve Süleymaniye camilerinde de kütüphaneler kurdurdu.
Galatasaray Mektebi’nin yeniden düzenlenmesi ve eğitim faaliyetlerinin geliştirilmesi için çalışmalar yaptırdı.
Belgrad ve Vidin gibi İstanbul dışındaki önemli merkezlerde de kütüphaneler oluşturuldu.
Bu çalışmalar sayesinde I. Mahmud dönemi Osmanlı kütüphaneciliğinin geliştiği önemli dönemlerden biri oldu.
I. Mahmud Nasıl Bir Padişahtı?
I. Mahmud yaklaşık 27 yıl sarayda bekledikten sonra son derece çalkantılı bir ortamda tahta çıktı.
İlk görevi Patrona Halil ve isyancı grupların devlet üzerindeki etkisini sona erdirmek oldu.
Bunu başardıktan sonra İran, Rusya ve Avusturya cephelerindeki büyük sorunlarla ilgilendi.
Osmanlı Devleti onun döneminde hem doğuda hem batıda büyük savaşlar yürüttü.
1739 yılında Belgrad’ın geri alınması saltanatının en önemli başarılarından biri oldu.
Barış döneminde ise askerî sistemin geliştirilmesine, İstanbul’un imarına, kütüphanelere, matbaaya ve teknik eğitime önem verdi.
I. Mahmud Kaç Yıl Padişahlık Yaptı?
I. Mahmud 1730 ile 1754 yılları arasında yaklaşık 24 yıl Osmanlı tahtında kaldı.
Bu dönem 18. yüzyıl Osmanlı tarihinin görece istikrarlı uzun saltanatlarından biridir.
Özellikle 1739 sonrasında Avrupa cephesinde uzun süre büyük bir savaş yaşanmaması devletin ekonomik ve idarî açıdan nefes almasını sağladı.
I. Mahmud Nasıl Öldü?
I. Mahmud hayatının son döneminde sağlık sorunları yaşamaya başladı.
13 Aralık 1754 tarihinde cuma namazından dönerken rahatsızlandı.
Topkapı Sarayı’nın Demirkapı girişinde hayatını kaybetti.
Yaklaşık 58 yaşındaydı.
Ölümünün ardından Osmanlı tahtına kardeşi III. Osman çıktı.
I. Mahmud’un Mezarı Nerede?
I. Mahmud kendisi için Nuruosmaniye Camii çevresinde bir türbe hazırlatmıştı.
Ancak ölümünün ardından buraya defnedilmedi.
Naaşı İstanbul Eminönü’ndeki Turhan Sultan Türbesi’ne, babası II. Mustafa’nın yanına defnedildi.
I. Mahmud’dan Sonra Tahta Kim Geçti?
I. Mahmud’un 1754 yılında ölümünün ardından kardeşi III. Osman Osmanlı tahtına çıktı.
III. Osman çok uzun yıllar sarayda gözetim altında yaşamıştı.
Saltanatı yalnızca yaklaşık üç yıl sürecekti.
I. Mahmud’un başlattığı Nuruosmaniye Camii de III. Osman döneminde tamamlanacaktı.
I. Mahmud Neden Önemlidir?
I. Mahmud, Osmanlı tarihinde büyük kriz sonrasında devleti yeniden istikrara kavuşturan hükümdarlardan biridir.
Patrona Halil İsyanı’nın yarattığı siyasi otorite sorununu ortadan kaldırdı.
İran’la uzun mücadeleler yürüttü.
Rusya ve Avusturya’ya karşı savaşlarda Osmanlı ordusu yeniden önemli başarılar elde etti.
Belgrad 1739 yılında geri alındı.
Belgrad Antlaşması Osmanlı Devleti’nin Avrupa’daki diplomatik konumunu güçlendirdi.
Ardından uzun bir barış dönemine girildi.
Humbaracı Ahmed Paşa aracılığıyla askerî teknik eğitim yeniden düzenlendi.
Hendesehane kuruldu.
Matbaa ve kâğıt üretimi desteklendi.
İstanbul’un su sistemi geliştirildi.
Kütüphaneler ve mimari eserler yaptırıldı.
Nuruosmaniye Camii’nin inşası başlatıldı.
Bu nedenle I. Mahmud dönemi yalnızca askerî başarılarla değil, 18. yüzyıldaki Osmanlı askerî ve teknik modernleşmesinin erken adımlarının güçlendiği bir dönem olarak da önem taşımaktadır.
I. Mahmud Hakkında Kısa Bilgiler
Tam adı: I. Mahmud
Osmanlı sırası: 24. padişah
Babası: II. Mustafa
Annesi: Saliha Sultan
Doğum tarihi: 2 Ağustos 1696
Doğum yeri: Edirne
Tahta çıkışı: 2 Ekim 1730
Hüküm dönemi: 1730-1754
Tahta çıktığı yaş: Yaklaşık 34
Şehzadelik dönemi: Yaklaşık 27 yıl sarayda gözetim altında yaşadı
Tahta çıkmasına yol açan olay: Patrona Halil İsyanı
Önemli rakiplerinden biri: Nadir Şah
Önemli savaş: 1736-1739 Osmanlı-Rusya ve Avusturya savaşları
Önemli başarı: Belgrad’ın geri alınması
Önemli antlaşma: 1739 Belgrad Antlaşması
Askerî yenilik: Humbaracı Ocağı’nın yeniden düzenlenmesi
Önemli askerî uzman: Humbaracı Ahmed Paşa
Şairlik mahlası: Sebkatî
Önemli mimari girişim: Nuruosmaniye Camii’nin inşasının başlatılması
Ölüm tarihi: 13 Aralık 1754
Ölüm yeri: İstanbul, Topkapı Sarayı
Türbesi: İstanbul, Turhan Sultan Türbesi
Yerine geçen padişah: III. Osman
I. Mahmud, Patrona Halil İsyanı gibi büyük bir siyasi kriz sonucunda tahta çıktı ancak kısa sürede isyancıların devlet üzerindeki etkisini ortadan kaldırarak yönetimi kendi eline aldı. İran, Rusya ve Avusturya ile savaşlarla geçen ilk yılların ardından 1739’da Belgrad’ın geri alınması ve Belgrad Antlaşması’nın imzalanması Osmanlı Devleti’ne önemli bir diplomatik başarı kazandırdı. Sonraki yıllarda Avrupa cephesinde uzun bir barış ortamı oluştu. I. Mahmud bu dönemi askerî teknik eğitim, şehircilik, kütüphaneler, matbaa, su sistemleri ve mimari faaliyetlerle değerlendirdi. 1754 yılında hayatını kaybettiğinde kardeşi III. Osman’a savaş yorgunluğu büyük ölçüde azalmış ve Avrupa cephesinde barış içerisinde bulunan bir devlet bıraktı.








