Galeriler Yeni Sezonu Açarken İstanbul’un Sanat Haritası Yeniden Şekilleniyor

İstanbul, eylül ayında yalnızca mevsim değiştirmiyor.
Şehrin galerileri yeniden ışıklarını yakıyor, duvarlar yeni hikâyelerle doluyor, sanatçılar farklı dünyaların kapılarını aralıyor.
Karaköy’den Rumelihisarı’na uzanan sanat rotasında bu kez dört ayrı sergi, izleyiciyi birbirinden farklı soruların peşine düşürüyor.
Anna Laudel’de “There’s Enough for Everyone” ve “BADE”, 11 Eylül’de sanatseverlerle buluşurken; Borusan Contemporary, 19 Eylül’de “Time Space Geometry” ve “Haunted” sergileriyle yeni sezonunu açıyor.
Dört sergi…
Dört farklı bakış…
Fakat hepsinin ortak bir noktası var:
İnsana, dünyaya ve bugün yaşadığımız zamana yeniden bakmak.
Karaköy’de İki Sergi, İki Ayrı Bakış
Anna Laudel’in Karaköy’deki mekânı, 11 Eylül’den itibaren iki yeni sergiye ev sahipliği yapacak.
“There’s Enough for Everyone” ve “BADE”, 1 Kasım’a kadar ziyaret edilebilecek.
İki sergi, sanatın farklı anlatım biçimleri üzerinden izleyiciyi düşünmeye davet ederken, galeriyi eylül ayının önemli sanat duraklarından biri hâline getiriyor.
“There’s Enough for Everyone” adı bile başlı başına bir soru bırakıyor:
Gerçekten herkes için yeterince var mı?
Sanatın burada verdiği cevap, yalnızca bolluk ya da kaynaklar üzerinden okunabilecek bir cevap değil. Paylaşmak, sınırlar, bireysellik, toplum ve insanın dünyayla kurduğu ilişki gibi daha geniş meseleleri çağrıştıran bir düşünce alanı açıyor.
BADE ise aynı galeride farklı bir sanat deneyiminin kapısını aralıyor.
Böylece Karaköy’de aynı gün başlayan iki sergi, izleyiciye tek bir bakış açısı yerine iki ayrı düşünme alanı sunuyor.
Perili Köşk’te Ölçek, Zaman ve Mekân Yeniden Yazılıyor
19 Eylül’de İstanbul’un sanat rotası bu kez Boğaz’ın kıyısındaki Perili Köşk’e uzanacak.
Borusan Contemporary, yeni sezonunu Olivo Barbieri’nin “Time Space Geometry” sergisiyle açacak.
İtalyan fotoğraf sanatçısı Barbieri’nin Türkiye’deki ilk kişisel sergisi olan çalışma, sanatçının kırk yılı aşan üretim pratiğinden beş tematik seriyi bir araya getiriyor. Serginin küratörlüğünü Fırat Arapoğlu üstleniyor.
Barbieri’nin fotoğraflarında şehirler, manzaralar ve mimari yapılar alışıldık görüntüler olmaktan çıkıyor.
Ölçek değişiyor.
Perspektif kırılıyor.
Mekân bildiğimiz hâlinden uzaklaşıyor.
Tanıdığımız bir şehir, bir anda başka bir gezegenin yüzeyine benzeyebiliyor.
Sanatçı, optik müdahaleler ve farklı görsel tekniklerle izleyicinin mekân algısını yeniden kuruyor.
Sergide dünyanın farklı coğrafyalarından görüntülerin yanı sıra Anadolu’nun antik kentlerine odaklanan çalışmalar da yer alıyor. Borusan Contemporary’nin koleksiyonu için 2023 yılında sipariş edilen bu çalışmalar kapsamında Barbieri, Türkiye’de dokuz antik kenti fotoğrafladı.
Perge, Kibyra, Laodikeia, Hierapolis, Aphrodisias, Efes, Sagalassos, Side ve Myra…
Binlerce yıllık taşlar, bu kez fotoğrafın merceğinden yeniden okunuyor.
Perili Köşk’ün Hayaletleri Geri Dönüyor
Aynı tarihte Borusan Contemporary’de açılacak ikinci sergi ise ismini doğrudan mekânın tarihinden alan “Haunted”.
19 Eylül 2026’da başlayacak sergi, 15 Ağustos 2027’ye kadar ziyaret edilebilecek. Küratörlüğünü Borusan Contemporary Direktörü Dr. Kumru Eren üstleniyor.
“Haunted”, Borusan Contemporary Sanat Koleksiyonu’ndan seçilen yeni medya ve teknoloji temelli eserleri bir araya getiriyor.
Rafael Lozano-Hemmer, Memo Akten, teamLab, Quayola, Zimoun, DRIFT, Marco Brambilla ve Daniel Canogar gibi sanatçıların çalışmalarının yanı sıra Kemal Önsoy’un kâğıt üzerine eserleri de sergide yer alıyor.
Buradaki “hayalet” ise yalnızca geçmişten kalan bir ruhu ifade etmiyor.
Veriler…
Algoritmalar…
Yapay zekâ…
Makineler…
Ve insanın artık tam olarak göremediği, fakat hayatının her alanında hissettiği dijital sistemler…
Sergi, görünmeyen bu dünyanın çağdaş sanat üzerindeki etkisini sorguluyor.
Perili Köşk’ün tarihindeki tamamlanmamışlık duygusu ile dijital çağın görünmeyen sistemleri arasında kurulan bu bağ, sergiye ayrıca güçlü bir atmosfer kazandırıyor.
İstanbul’un Sanat Haritası Yeniden Çiziliyor
Eylül ayının bu dört yeni sergisi, İstanbul’un sanat dünyasında yeni sezonun yalnızca takvim yapraklarını değiştirmediğini gösteriyor.
Karaköy’de insan ve dünya arasındaki ilişki başka sorularla ele alınırken, Rumelihisarı’nda zaman, mekân, teknoloji ve algı yeniden düşünülüyor.
Bir tarafta paylaşmanın ve yeterliliğin sorusu…
Diğer tarafta mekânın sınırlarını değiştiren fotoğraflar…
Bir başka salonda ise yapay zekânın, verinin ve dijital dünyanın görünmeyen hayaletleri…
İstanbul yine bildiğimiz İstanbul.
Ama sanat, ona yeniden bakmamızı istiyor.
Belki de iyi bir serginin en önemli gücü burada saklıdır.
Size yeni bir dünya göstermekten çok, zaten içinde yaşadığınız dünyayı başka türlü görmenizi sağlamak.
Eylülün Ardından Kalan
11 Eylül’de Anna Laudel’de başlayacak “There’s Enough for Everyone” ve “BADE” sergileri 1 Kasım’a kadar ziyaret edilebilecek.
19 Eylül’de Borusan Contemporary’de açılacak “Time Space Geometry” ve “Haunted” ise 15 Ağustos 2027’ye kadar sanatseverlerle buluşacak.
Dört sergi, İstanbul’un farklı noktalarında dört ayrı pencere açacak.
Belki bir ziyaretçi Karaköy’de bir eserin karşısında uzun süre susacak.
Bir başkası Perili Köşk’te bir fotoğrafa bakarken Efes’in taşlarında kaybolacak.
Bir diğeri yapay zekânın görünmeyen dünyasını düşünerek galeriden çıkacak.
Ve İstanbul’un akşamı bütün bu hikâyeleri kendi içinde taşıyacak.
Çünkü şehirler yalnızca sokaklardan, binalardan ve insanlardan oluşmaz.
Bazen bir şehri asıl canlı tutan, duvarlarının içinde konuşmaya devam eden sanattır.
Bu eylül İstanbul’da sanat yeniden konuşuyor.
Kimi zaman bir fotoğrafla, kimi zaman bir fikirle, kimi zaman da görünmeyen bir hayaletin izinden…
HABER BALİNASI | Özel Haber: Mustafa Camuzcu







