Onlar bir zamanlar vatan için cephedeydi. Şimdi ise Ankara’nın ortasında, ellerinde pankartlarla haklarını arıyorlar. Güvenpark’ta günlerdir süren eylem, gazilerin ve şehit yakınlarının taleplerinden çok daha fazlasını anlatıyor: Yıllardır dinlenmeyi bekleyen bir kırgınlığı, adalet arayışını ve unutulmak istemeyen insanların sessiz çığlığını…

Ankara Güvenpark’ta 13 Temmuz’da başlayan eylem, bugün 27’nci gününde devam ediyor. Türkiye’nin farklı illerinden gelen er gazileri ve şehit yakınları, rütbe ayrımı yapılmaksızın eşit özlük hakları talep ediyor. (Bizim Ankara)
Günlerdir parkta bekliyorlar.
Kimi geceyi bankların üzerinde, kimi bir battaniyenin altında geçiriyor. Kimi ailesinden uzakta, kimi yıllardır taşıdığı fiziksel yaraların ağırlığıyla…
İstedikleri ise kendi ifadeleriyle bir ayrıcalık değil, eşitlik ve adalet.
Bir zamanlar omuz omuza mücadele ettiler
Eyleme katılan gaziler, aynı operasyonlarda görev yaptıkları rütbeli personelle aralarında özlük hakları bakımından farklılık bulunduğunu belirtiyor.
Taleplerinin merkezinde özellikle emsal maaş uygulaması bulunuyor. Gaziler; maaş, sağlık giderleri, protez desteği, ulaşım ve diğer sosyal haklarda yaşadıkları sorunların giderilmesini istiyor. (Nefes Gazetesi)
Manisa’dan Güvenpark’a gelen gazi Necati Akbudak, yaşadığı sağlık giderlerinin ekonomik yükünü anlatırken, gazilerin maaşlarının zaman içerisinde eridiğini ve emsal maaş uygulaması istediklerini söyledi. (Nefes Gazetesi)
Onların anlatımında ortak bir cümle öne çıkıyor:
“Ayrıcalık değil, adalet istiyoruz.”
Güvenpark’ta acı bir kayıp
Eylemin en acı gelişmelerinden biri ise geçtiğimiz günlerde yaşandı.
Eşit özlük hakları talebiyle Güvenpark’taki eyleme katılan Gazi Erdal Özdemir, rahatsızlanmasının ardından memleketine götürülürken hayatını kaybetti.
Özdemir’in vefatı, eylem alanındaki gaziler ve şehit yakınlarını yasa boğdu. Güvenpark’ta Özdemir için Yasin-i Şerif okunurken, eylemciler hak mücadelelerini sürdüreceklerini açıkladı. (Akis Haber)
Bir gazinin hayatı daha sona ermişti.
Ancak Güvenpark’ta kalanlar için nöbet devam etti.
Çünkü onlar için mesele artık yalnızca kendi hakları değildi.
Aralarında hayatını kaybeden arkadaşlarının ardından da aynı soruyu sormaya devam ettiler:
“Bizi kim duyacak?”
Açlık grevi başladı
Eylemin 4 Ağustos’ta yeni bir aşamaya taşındığı bildirildi. Er şehit yakınları ve gaziler, taleplerinin karşılanması amacıyla açlık grevine başladı. Destek ziyaretleri de sürerken, eylemcilerin mücadelesi kamuoyunda daha fazla görünürlük kazandı. (Medyascope)
Bu gelişmenin ardından konu Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin de gündemine taşındı.
TBMM Genel Kurulu’nda şehit yakınları ve gazilerin özlük haklarına ilişkin kanun teklifinin maddeleri görüşülürken, gazilerin taleplerinin kapsamı ve mevcut düzenlemelerin yeterliliği tartışıldı. (T24)
TBMM kayıtlarında da gaziler ve şehit yakınlarının mali ve sosyal haklarının iyileştirilmesini amaçlayan çeşitli kanun tekliflerinin bulunduğu görülüyor. (Türkiye Büyük Millet Meclisi)
Bir ülkenin vefa sınavı
Güvenpark’taki görüntüler yalnızca bir protestoyu anlatmıyor.
Orada bekleyen insanların yüzlerinde yılların yorgunluğu var.
Kimi bedeninde taşıdığı yaranın izini gösteriyor, kimi kaybettiği arkadaşının fotoğrafını taşıyor. Kimi çocuklarına, kimi ailesine, kimi de yıllardır çözülmesini beklediği bir dosyaya kavuşmak için Ankara’da.
Bir zamanlar Türkiye’nin güvenliği için görev yapan insanlar, bugün haklarını anlatabilmek için günlerdir aynı parkta bekliyor.
Ve aralarından biri, Erdal Özdemir, bu bekleyişin ortasında hayatını kaybetti.
Şimdi Güvenpark’ta yalnızca bir hak mücadelesi değil, aynı zamanda bir vefa sınavı yaşanıyor.
Çünkü gaziler için mesele yalnızca bir maaş hesabı değil.
Mesele, verilen bir mücadelenin ardından unutulmadığını bilmek.
Mesele, aynı çatışmada omuz omuza duran insanların yıllar sonra da aynı değeri gördüğüne inanmak.
Mesele, “Bu ülke beni unutmadı.” diyebilmek.
Güvenpark’taki gaziler ve şehit yakınları beklemeye devam ediyor.
Ve onların sessizliği, Ankara’nın kalabalığı içinde her geçen gün biraz daha yüksek sesle duyuluyor.
Onlar artık yalnızca haklarını değil, vefayı da bekliyor.






