Yapay zekâ destekli gözlükler, kulaklıklar ve yeni nesil giyilebilir cihazlar teknoloji dünyasında yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Uzmanlara göre akıllı telefonlar bir anda ortadan kalkmayacak ancak dijital hayatın merkezindeki konumlarını gelecekte yapay zekâ destekli giyilebilir cihazlara bırakabilir.

Akıllı telefonlar yaklaşık 20 yıldır dijital hayatın merkezinde. Mesajlaşmadan bankacılığa, alışverişten navigasyona kadar günlük yaşamın büyük bölümü telefon ekranı üzerinden yürütülüyor. Ancak teknoloji şirketleri artık farklı bir soru soruyor: Bir sonraki bilgisayarın mutlaka bir ekranı olmak zorunda mı?

Yapay zekânın hızla gelişmesiyle birlikte teknoloji dünyasında ekranı mümkün olduğunca geri plana atan yeni cihazlara yönelik çalışmalar hız kazandı. Akıllı gözlükler, yapay zekâ destekli kulaklıklar, sesli asistanlar ve farklı biçimlerdeki giyilebilir cihazlar, akıllı telefon sonrası dönemin en güçlü adayları arasında gösteriliyor.

Akıllı gözlüklerde dikkat çeken yükseliş

Bu dönüşümün en somut göstergelerinden biri akıllı gözlük pazarındaki büyüme. IDC verilerine göre ekransız akıllı gözlük sevkiyatları 2026’nın ilk çeyreğinde yıllık bazda yüzde 167 arttı ve yaklaşık 2,25 milyon adede ulaştı.

IDC, 2026 yılının tamamında ekransız akıllı gözlük sevkiyatlarının yaklaşık 13,6 milyon adede ulaşmasını bekliyor. Kuruluşun tahminine göre bu rakam 2030’da 27,3 milyon adede çıkabilir.

Buradaki en önemli değişiklik ise gözlüklerin yalnızca görüntü sunan cihazlar olmaktan çıkması.

Yeni nesil modeller kameralar, mikrofonlar, hoparlörler ve yapay zekâ sistemleriyle kullanıcının çevresini anlayabilen bir yardımcıya dönüşüyor.

Kullanıcı bir nesneyi göstererek bilgi isteyebiliyor, karşısındaki yazıyı okutabiliyor, çeviri yaptırabiliyor veya yalnızca sesli komutla çeşitli işlemleri gerçekleştirebiliyor.

Telefon cebimizde kalacak ama rolü değişebilir

Teknoloji dünyasında tartışılan senaryo, akıllı telefonların bir gecede ortadan kalkması değil.

Asıl değişim, telefonun “her şeyi yaptığımız ana cihaz” olmaktan çıkması olabilir.

Yapay zekâ destekli gözlük veya kulaklık kullanıcının günlük işlemlerinin önemli bölümünü sesli komutlarla gerçekleştirebildiğinde telefonu sürekli elimize almamız gerekmeyebilir.

Örneğin kullanıcı yürürken telefonunu çıkarmadan bir tabelanın çevrilmesini isteyebilir, bulunduğu yer hakkında bilgi alabilir, gelen bir mesajı dinleyebilir veya bir toplantının özetini oluşturabilir.

Forbes’ta yayımlanan bir teknoloji değerlendirmesinde de akıllı telefonların tamamen ortadan kalkmasından çok, günlük kullanım alanlarının akıllı ve artırılmış gerçeklik gözlükleri tarafından paylaşılacağı öngörülüyor.

Yapay zekâ cihazın kendisinden daha önemli hâle geliyor

Bu dönüşümün merkezinde donanımdan çok yapay zekâ bulunuyor.

Geleneksel akıllı telefon modelinde kullanıcı uygulamayı açıyor, menüler arasında dolaşıyor ve işlemi kendisi gerçekleştiriyor.

Yeni yaklaşımda ise kullanıcı yalnızca ne istediğini söylüyor.

Yapay zekâ destekli bir “ajan”, gerekli uygulamalara ve servislere erişerek işlemi kullanıcının adına gerçekleştirebiliyor.

Qualcomm CEO’su Cristiano Amon da yapay zekâ ajanlarının akıllı telefonların dijital yaşamın merkezindeki rolünü değiştirebileceğini belirtiyor. Şirketin üzerinde çalıştığı yeni nesil cihazlar arasında akıllı gözlükler, giyilebilir cihazlar ve kameralı kulaklıklar bulunuyor.

Ekransız teknoloji neden önem kazanıyor?

Teknoloji şirketlerinin ekranı geri plana itmesinin birkaç nedeni bulunuyor.

Bunların başında kullanım kolaylığı geliyor.

Telefonu cebinizden çıkarıp ekran kilidini açmak, uygulamayı bulmak ve işlemi gerçekleştirmek yerine konuşarak komut vermek çok daha doğal bir kullanım biçimi sunabilir.

İkinci neden ise yapay zekânın çevreyi anlayabilmesi.

Kamera ve mikrofonlarla donatılmış bir cihaz, kullanıcının bulunduğu ortam hakkında bilgi toplayarak yalnızca verilen komutu değil, bağlamı da anlamaya çalışabilir.

Bu nedenle geleceğin kişisel cihazının yalnızca “akıllı telefonun küçültülmüş hâli” olması beklenmiyor. Daha çok kullanıcının yanında sürekli bulunan ve gerektiğinde devreye giren bir yapay zekâ yardımcısı olması hedefleniyor.

Ancak büyük bir sorun var: Mahremiyet

Yeni teknolojilerin önündeki en büyük engellerden biri ise gizlilik.

Kamera taşıyan akıllı gözlüklerin çevredeki insanları onların haberi olmadan kaydetme ihtimali tartışma yaratıyor. Almanya’da dijital haklar grubu HateAid, Meta’nın yapay zekâ özellikli akıllı gözlükleriyle ilgili gizlilik gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu.

Bu durum teknoloji şirketlerini kamerasız veya kayıt yapıldığı daha açık biçimde anlaşılabilen cihazlar geliştirmeye de yöneltiyor.

Örneğin bazı yeni nesil akıllı gözlüklerde kamera bulunmuyor. Yapay zekâ özellikleri mikrofon, hoparlör ve ekran üzerinden çalışıyor.

Telefonların sonu değil, telefon çağının dönüşümü

Bütün bu gelişmelere rağmen akıllı telefonların kısa vadede ortadan kalkması beklenmiyor.

Telefonlar yüksek işlem gücü, geniş ekran, kamera, depolama ve çok sayıda uygulamaya erişim gibi avantajlarını koruyor.

Ancak teknoloji dünyasında önemli bir değişim yaşanıyor: Bilgisayar kullanmak için ekrana bakmak zorunda olduğumuz dönem yavaş yavaş sona erebilir.

Gelecekte kullanıcı telefonu cebinde taşıyabilir ancak onunla çok daha az etkileşime girebilir. Gözlük, kulaklık veya başka bir giyilebilir cihaz günlük yaşamın dijital arayüzü hâline gelebilir.

Belki de teknoloji tarihinin bir sonraki büyük sıçraması daha büyük ekranlar değil, ekrana daha az bakmak olacak.

Haber: Mustafa Camuzcu

Yazar