Yaklaşık 30 yıllık radyoculuk deneyimi, güçlü iletişimi ve dinleyicileriyle kurduğu özel bağla Özlem Kurt, radyoculuğun yalnızca mikrofon başında konuşmaktan ibaret olmadığını gösteriyordu. Enerji Radyo ve NEF TV’nin ortak canlı yayınını yaptık ve bu heyecan verici olayı haber yaptık elbette… Ama Özlem Hanım’ın Olağanüstü radyoculuğundan bahsetmemek haksızlık olurdu. Bu özel haberi de yapmak elzem olmuştu..
Enerji FM’in “Pazar Keyfi” programına Nef TV ailesi olarak konuk olduk. Programın sunucusu Özlem Kurt ile aynı stüdyoyu paylaşma fırsatı bulduğumuz bu buluşmada, radyo ve televizyon yayıncılığının ortak canlı yayın heyecanının yanı sıra beni en çok etkileyen başka bir ayrıntı vardı: Özlem Kurt’un dinleyicileriyle kurduğu olağanüstü iletişim.
Bir radyo programında dinleyicilerin sunucularına iltifat etmesine elbette rastlanır. Ancak Özlem Kurt’un programında karşılaştığımız tablo bundan çok daha farklıydı. Kadın, erkek, genç, yaşlı pek çok dinleyici, mesajlarıyla ve yorumlarıyla Özlem Hanım’a duydukları sevgiyi dile getiriyordu. Dinleyicilerin ona gösterdiği ilgi, sıradan bir program beğenisinin çok ötesinde, yıllar içinde kurulmuş güçlü bir gönül bağının yansımasıydı.
Üstelik bu sevgi yalnızca dinleyicilerin mesajlarında kalmıyordu. Biz Nef TV ailesi olarak stüdyoya konuk olduğumuzda, dinleyicilerin Özlem Kurt’a gösterdiği yakınlığın bir bölümünü biz de hissettik. Kendi sevdikleri sunucunun yanında bizi de içtenlikle karşılıyor, programa katılımımızdan duydukları memnuniyeti dile getiriyorlardı. Bu tablo, Özlem Kurt’un yalnızca bir radyo programcısı değil, dinleyicileriyle birlikte bir iletişim ailesi oluşturduğunu gösteriyordu.
Bir programda kaç ayrı yetenek?
Özlem Kurt’u izlerken insanın aklına ister istemez şu soru geliyor: Bir insan aynı anda bu kadar çok işi nasıl başarıyla yürütebilir?
Bir yandan dinleyicilerinden gelen şarkı isteklerini değerlendiriyor, diğer yandan mesajları yanıtlıyor. Zaman zaman şiir okuyor, kendi sesiyle müziğe eşlik ediyor, dinleyicilerine sesleniyor. Bütün bunlar sürerken Nef TV’nin canlı yayınında yöneltilen soruları da yanıtlıyor.
Bütün bu hareketliliğin içinde ses tonunu, programın akışını ve dinleyicilerle kurduğu sıcak diyaloğu korumayı başarıyor.
İşte benim Özlem Kurt’un programcılığında en çok etkilendiğim nokta tam da burası oldu. Çünkü radyoculuk yalnızca güzel bir sese sahip olmak ya da mikrofon karşısında konuşmak değildir. Dinleyicinin ne hissettiğini anlayabilmek, onunla aynı frekansta buluşabilmek ve aradaki mesafeyi ortadan kaldırabilmektir.
Özlem Kurt, bunu doğal bir akış içerisinde gerçekleştiriyor.
30 yıla yaklaşan bir radyoculuk birikimi
Radyoculuk kariyerinin 30 yıla yaklaştığını anlatan Özlem Kurt, stüdyodaki duruşu, ses kullanımı, program yönetimi ve dinleyicileriyle iletişimiyle mesleki deneyiminin izlerini açıkça hissettiriyor.
Yılların birikimi, onun mikrofon başındaki rahatlığına ve programın her anına hâkimiyetine yansıyor. Dinleyicileriyle konuşurken resmî bir mesafe oluşturmuyor. Onları programın bir parçası hâline getiriyor. Her mesajın, her isteğin ve her seslenişin programda kendine ait bir yeri var.
Bu yönüyle Özlem Kurt’un programcılığını izlemek benim için yalnızca keyifli bir radyo deneyimi değil, aynı zamanda iyi radyoculuğun nasıl yapılması gerektiğine dair canlı bir gözlem oldu.
Misafirperverliğiyle de iz bıraktı
Özlem Kurt’un başarısı yalnızca mikrofon başındaki performansıyla sınırlı değildi. Nef TV ailesini stüdyoda ağırlarken gösterdiği misafirperverlik de ayrıca takdire değerdi.
Radyo yöneticileriyle telefon üzerinden canlı bağlantı kurarak buluşmamıza farklı bir boyut kazandırdı. Böylece radyo ve televizyon yayıncılığının aynı platformda buluştuğu, iletişimin farklı kanallardan güçlendiği güzel bir yayın deneyimi yaşadık.
Bizim açımızdan bu buluşma, iki yayın kuruluşunun ortak canlı yayınından çok daha fazlasıydı. Mesleğine yıllarını vermiş bir radyocunun dinleyicisiyle kurduğu bağı yakından tanıma fırsatıydı.
Radyoculuk biraz da gönül işi
Bugün dijital platformların, sosyal medyanın ve görüntülü yayınların hayatımızı kuşattığı bir dönemde radyo hâlâ kendine özgü bir yere sahip. Çünkü radyo, insanın hayatına çoğu zaman bir sesle giriyor ve zamanla o ses tanıdık bir dosta dönüşüyor.
Özlem Kurt’un programında gördüğüm şey de tam olarak buydu. Dinleyicileri için yalnızca şarkı çalan, şiir okuyan veya gündemi paylaşan bir sunucu değil; günlerinin bir bölümüne eşlik eden, sesini duyduklarında kendilerini yakın hissettikleri bir isim.
Benim için Enerji FM’deki Pazar Keyfi buluşmasının en özel tarafı, Özlem Kurt’un bu iletişim gücüne yakından tanıklık etmek oldu.
Kısacası, yaklaşık 30 yıllık radyoculuk deneyimini mikrofon başındaki ustalığıyla birleştiren Özlem Kurt, bize bir kez daha gösterdi ki iyi radyoculukta ses önemlidir ama asıl mesele o sesin insanlara ulaşabilmesidir.
Çünkü bazı sesler yalnızca duyulur, bazıları ise dinleyicisinin hayatında kendine bir yer edinir. Özlem Kurt’un mikrofonu başında oluşturduğu dünya, ikinci gruptaki seslerin neden unutulmadığını anlatıyor.
HABER BALİNASI | Mustafa Camuzcu







